proaktif kişilik

Bob Nelson “Hayattaki en büyük hata bir başkası için çalıştığını düşünmektir.” der. Proaktif çalışanlar, yeni liderlerin ihtiyaç duyduğu, işini kendi işi gibi benimseyen, görev tanımının sınırlarını aşmaya hazır, yaptığı işi daha iyi yapabilmek için değişimi zorlayan ve katma değer üreten kişilerdir.Starbucks’a  yılda 100 milyon dolar kazandıran Frappuccino içeceği California’lı bir dükkan yöneticisi tarafından bulunmuştur. Bir başka şirkette her akşam bütün çalışanların bilgisayarlarını kapatmasını öneren bir çalışan şirkete yılda 268,000 dolar kazandırmıştır.

Proaktif kişiler, her bireyin  kendisine bir hedef koyacak ve bu hedef doğrultusunda sebatla çaba gösterecek zekaya, cesarete ve güce sahip olduğuna inanırlar. 

Proaktif bireylerin bir başka özelliği kendi gelişimlerinden kendilerinin sorumlu olduğuna ilişkin inançlarıdır. Onlara göre hayatı belirleyen dış etkenler değil, kişinin seçimleridir.  Proaktif kişi gerçeklerle yüzleşmeye hazırdır. Olumsuz durumlarda hatayı kendinde arar ve  başkalarını ya da koşulları suçlamaktan kaçınır. Proaktif kişinin sorumluluk duygusu, geleceğe ve olayların akışını ve gidişini değiştirmeye yöneliktir.  Problemin nedeni, ister kendisi ister başkaları olsun, o problemin çözümüne odaklanır. Olumsuz sonuçlar karşısında geçmişe odaklanarak kendini suçlamak, olumlu sonuçlar karşısında da başarının tümünü kendinden bilmek proaktif kişinin sorumluluk duygusuyla bağdaşmaz.

Proaktif bireyi yönlendiren bir değerler sistemi vardır. Proaktif kişi değerlerinin  farkındadır ve eylemlerini bu doğrultuda kendisi seçer ve belirler.

Proaktif kişinin vizyonu vardır. Belirli hedeflere ulaşmak için uğraşmak hayatı anlamlı kılar. Sürekli gelişmeye inanır ve bu yönde uğraşır. Kendi kendilerine bir misyon yüklemişlerdir. 

Proaktif davranışın temel öncüllerinden biri proaktif kişiliktir. Proaktif kişilik koşullar ne olursa olsun kişisel inisiyatif almaya eğilimli olmakla ilgili kalıcı bir kişilik özelliğidir. Böyle bir kişilik, şartlar tarafından çok kısıtlanmaz ve ortamda değişikliğe yol açar. Proaktif kişiliğin, iş performansı, strese dayanıklılık, etkili liderlik, kurumsal inisiyatiflere katılma, ekip performansı, ve girişimcilik gibi pek çok önemli bireysel ve kurumsal sonuçla olumlu bir şekilde bağlantılı olduğu saptanmıştır.

normal sıkıcıdır biz sıradışıyız

Bunu okuyorsan şayet normal olmadığındandır. Çünkü normal olmak sıkıcıdır. Normal insanlar beş parasızdır ve ay sonunu nasıl getireceğini, faturalarını nasıl ödeyeceğini düşünmekten, ilk çağ filozoflarına benzerler. Koca bir hayat yaşarlar fakat yakalari borçlardan kurtulamaz.

Normal insanlar hayatın tadına sadece hafta sonundan hafta sonuna varan kişilerdir. Pazartesi denince akıl tutulması yaşar. Pazartesi işe sürüne sürüne gitmesinin tek sebebi gelecek olan cuma günüdür. Her pazartesi ölür ve her cuma yeniden hayat bulur. Ve hep şikayet ederler hep. Durmaksızın…

Fakat biz network marketing çalışanları olarak sıra dışı hayat yaşamak için mücadele ederiz. Dünyada bir farklılık yaratmaya çalışırız. Kişisel gelişim yolunda emin adımlarla yürüyen kişileriz biz. Bizim dünyanın her köşesine gitmek için fırsatımız ve gittiğimiz her yerde insanlara bir umut aşılama şansımız vardır. Bir umut ki ona muhtaç olan binlercesine…

Normal insanların neler yaptıklarına bir göz atalım. Normal insanlar her gün 4-6 saat arasında televizyon izlerler. Şimdi okuyan herkes “Yok canım! Ben kesinlikle o kadar izlemem” diyecek. Pekala da demek ki birileri izliyor da en kısa reklamın değeri bile milyon liraları aşıyor. Normal insanlar günde en az 1-2 saat arasında trafikte zaman harcarlar. O kadar ki iş stresini bırakın bir de trafik stresini de çekerler

Beyninizi yıkasalar ve saat altida yataktan kalkıp, doğru düzgün yüzünüzü bile yıkamadan yola çıkacağınızı, sonrasında o trafik çilesini çekip akşama kadar günde 8 saat haftada 40 saat çalışacağınızı, aslında hiç te sevmediğiniz kişilerle çalışıyor olacağınızı size biri anlatmış olsa emin olun ki network marketing sizin bu kadar çok zahmetten kaçmak için tek seçeneğiniz olurdu.

32  yaşlarımın başında fark ettim ki normal bana göre değil. Benle dalga geçtiklerinde, “yapamazsın” dediklerinde kendi kendime “Her şey yolunda. Siz normalsiniz. Ama ben değilim.” derdim. Etrafımdaki insanların neler yaptığına,  arkadaşlarımın neler için mücadele ettiğini gözlemleyince, benim onlar gibi olmamam gerektiğini, farklı biri olmam gerektiğini benimsedim. Çünkü etrafımdaki kişiler ruhlarındaki ateşi söndüren, onlar günden güne mum gibi eriten, yaşama sevincini kaybettiren, geleceği olmayan işlerle meşgul gördüm. Ve kendimi onların yerine koyduğumda, kendimi bir hapishaneye tıkılmış ve ne yapıp edip bu hapishaneden kaçmam gerekmiş gibi hissettim. Korku veren bir empati…

Normal insanlara takılı kalmadım bu sebepten. Yerinde sayan, pasifleşmiş, çalışan ama çalıştığından memnun olmayan, devamlı amirinden, patronundan, hayatından şikayetçi insanlardan uzaklaştım. Ve hayatımın fırsatıyla karşılaştım: network marketing. Beni sıra dışı yapacak iş ayağıma kadar gelmişti. Yapabilir miyim diye kısa bir tereddütten sonra, diğerlerinin yaptığına göre ben de yapabilirim fikriyle çalışmaya başladım. Hala da çalışıyorum. Hem de keyifle.

Artık normal olmaktan vazgeçin. Standartlarınızı yükseltin. Sıra dışı olun. Çünkü sıra dışı bir işte çalışanlar normal olamazlar. Sıra dışı olmasının yanında işimiz eğlencelidir. Sosyaldir. Maddi ve manevi açıdan sınırsız potansiyel sahibidir. Çoğu insanın dürbünle bile göremediği büyük fırsatlar barındırır. Bu fırsatı en yakınınızdan başlayarak herkese sunun. Sunmakta tereddüt mü ediyorsunuz? Ben sizden önce davranırsam darılmaca yok ona göre…

Normal ya da anormal değil, sıradışı olmanız dileğiyle…

En Çok Kazananların 6 Sırrı

Network Marketing’de En Çok Kazananların 6 Sırrı Nedir?  1. En çok kazananlar alt kollarını çok iyi yetiştirir.  Belki de daha önce “Profesyoneller eğitir, amatörler satar” lafını duymuşsunuzdur. Amatörlerden kastım işe yeni girenler değil. Amatörler sadece pazarlama işini yapanlardır. Yani sadece marketing. Fakat Network Marketing yapanlar ise ya profesyoneldir ya da profesyonel olmaya aday kişilerdir. İnsanların çoğu pazarlamaya direnç gösterdiği için işinizi sunarken Marketing ile Network Marketing ayırımına dikkat çekin ve eğitimlerinizi Network Marketing çerçevesine göre yapın. Network Marketing’in nasıl bir fırsatlar zincirini teşkil ettiğini anlatın. Yani siz nasıl Marketing yapacağını değil nasıl NETWORK marketing yapacağını anlatın. Zaten satış kendiliğinden katlanarak gelecektir.  2. En çok kazananların belli başlı hedefleri vardır.  Harvard üniversitesinde yapılan araştırmaya bir göz atalım isterseniz. 1979’da yapılan bir araştırmaya göre, o yıl mezun olan öğrencilere hedeflerinin olup olmadığı ve bunları yazıp yazmadıkları sorulmuş. Çıkan sonuçta ise; mezunların %3’ünün yazılı hedefleri bulunduğu, %13’ünün hedeflerinin olduğu fakat yazmadığı, %84’ünün ise hiçbir hedefi olmadığı görülmüştür. 10 yıl sonra bu mezunlara tekrar bir görüşme yapılmış ve çıkan sonuçlar gerçekten birçok insanı şaşırtmıştır. Çünkü hedefleri olan ve yazmayan %13’lük kesim orta gelirli fakat %84’lük hedefi olmayan insanlara göre iki kat daha fazla para kazanan insanlar olmuşlardır. %3’lük hedefleri olan ve bu hedefleri yazan kişiler ise %84’lük kesime göre tam 10 kat daha fazla para kazanan insanlar olmuşlardır. Hala “Benim hedeflerim aklımda. Yazmasam da olur mu diyorsun?” Hedeflerinin ne olduğunu bilmezsen, onlara nasıl ulaşmayı umuyorsun? Gideceğin yeri bilmiyorsanvaracağın yerin önemi yoktur. Yol haritanı belirle. Vizyon sahibi ol. Ancak o zaman en çok kazananlara kafa tutabilirsin. Çünkü onların hedefleri vardı. Biraz zamanını ayır ve hedeflerini kılı kırk yararcasına yaz. Zira söz uçar YAZI Kalır, hedeflerini yazmasan YAZIK olur.   3. En çok kazananlar kendinden başarılı insanları dinlemek için can atarlar.  Bir Network Marketing şirketine katılır katılmaz, düşündüklerini, bildiklerini unut gitsin ve ne bilmen gerekiyorsa onu öğren. Ama unutma. Ne kadar başarılı olursan ol, bu her şeyi bildiğin anlamına gelmez. İşte bu milyonerlerin 3. sırrıdır. Çünkü onlar bir an bile büyümekten gelişmekten vazgeçmezler. Öğrenebilecekleri her şeyi öğrenmeye çalışırlar. Ben her şeyi biliyorum havasına girerseniz, bir durup düşünmenizi tavsiye ederim. Eğer düşünürseniz, yanıldığınızı çok geçmeden anlayacaksınız.  4. En çok kazanlar korkularından sıyrılmayı bilir.   Hepimizin bazı korkuları var. Doğru. Hatta milyonerler bile bazı şeyleri denemeye korkabilirler. Fakat onları diğerlerinden ayıran en büyük özellikleri, bu korkularından nasıl sıyrılacaklarını bilmeleridir. Korkuyu bir hapa benzetecek olursak, bu hapı çok geçmeden yutun gitsin. Bekledikçe acınız artacaktır. Eğer yutarsanız faydasını görürsünüz. Ya da dağdan aşağı yuvarlanan bir kar tanesine benzetelim. Zaman geçtikçe bu kar tanesi koskoca bir kar topu olur ve siz de onun altında kalır ezilirsiniz.   5. En çok kazananlar hata yapmaktan korkmaz.  Belki size ilginç gelebilir ama fikrimce Network Marketing bir deneme yanılma sürecidir. Bu süreçte birçok hata yapacaksınız. Önemli değil. İşi ne kadar berbat ederseniz, başarıya o kadar yaklaşmışsınız demektir. Kendi adıma konuşacak olursam belki tüm organizasyonumun yaptığı hataların toplamından daha fazla hata yaptım. Ama önemli olan bu hatalardan ders alıp denemelerinizi arttırıp, yanılmalarınızı azaltmaktır. Bu da her seferinde yoğurdu üflemenize gerek olmadığını görmenizi sağlar.  6. En çok kazananlar diğerlerinin yapmak istemediklerini yaparlar.  Normal pazarlama yapan insanlar haftada en çok 10 saat çalışıyorsa, en çok kazananlardan olmak isteyen Networker en az 30 saat çalışmalı. Pazarlamacı günde 5 kişiye ürün tanıtıyorsa, en çok kazanmaya aday olan Networker en az 10 sunum yapmalı. Eğer başarılı bir Network Marketer olmak istiyorsan, çocuk gibi sızlanmayı bırak. Bu gördüğün milyonerlerin hiçbiri kazara milyoner olmadılar. Çünkü onların lügatında bir kelime eksikti. “MAZERET”.  Başarılı olmanız dileği ile;

yeni insanlarla tanışmanın yolları

Artık çevrenizdekiler size yetmiyor ve yeni birilerini mi arıyorsunuz? Ancak nasıl tanışıldığını ya da muhabbete nasıl başlandığını unnuttunuz. İşte size yeni insanlarla tanışmanın pratik yolları. 

Fotoğraf çeken klüplere katılın. İlla ki profesyonel bir makinanız olması gerekmiyor, küçük bir makineyle de gruba eşlik edip yeni insanlarla tanışabilirsiniz. 

Arkadaşlarınız davetlerini geri çevirmeyin. Bu davetler yeni arkadaşlarla en iyi tanışma alanlarıdır. 

İlginiz varsa eğer, resim kursuna başlamak da bir yöntem. 

İlgi alanlarınızı çoğaltın. Yeni ilgi alanlarınız için araştırmalar yaparken, çevrenizde yeni insanların oluşmaya başladığını göreceksiniz. 

Sosyal sorumluluk projelerine katılın. Hem dünyaya, hem de insanlara faydalı işler yaparken bir yandan da yeni ve sorumluluk sahibi insanlarla tanışabilirsiniz. 

Rutin hayatınızda muhakkak bazı insanları sık sık görüyorsunuzdur. Durakta, otobüste, bakkalda ya da eve girerken mahallede, artık onlara selam vermenizin zamanı gelmiş olmalı. 

Alışveriş yapmasanız da mağazaları dolaşıp bir iki kıyafet denemekten zarar gelmez. Etrafta alışveriş yapanlara fikir sorarak sohbete başlayabilirsiniz. 

İlgi duyduğunuz konularla ilgili kurslara gidin, aynı ilgi alanına sahip yeni insanlar tanıyabilirsiniz. 

Yeni insanlar tanımanın en iyi yollarından birisi de yabancı dil öğrenmektir. Bu sayede bulunduğunuz ortamlarda dil eksikliğiniz yüzünden arka planda kalmaz ve yabancılarla da arkadaşlık kurabilirsiniz. 

İnternet üzerinde ilgi duyduğunuz alanlarla ilgili bir sürü forum bulabilirsiniz. Bu forumlara kayıt olarak fikirlerinizi yeni insanlarla paylaşabilir, yeterli güveni hissedebilirseniz sanal hayattan çıkıp gerçek hayatta bir arkadaşlığa adım atabilirsiniz. 

Severek yapacağınız bir spora başlayın. Salonda sizinle aynı sporu seven bir grup insanla tanışmamanız imkansız. 

Çekingen ve sinik olmayın. Yeni birileriyle tanıştığınızda kendinizi ne kadar ortaya koyacağınız çok önemli. Silik bir karakter gördüklerinde işler karşılaşmalarda “merhaba”nın ötesine geçmez 

Haftada bir de olsa eğlenmeye çıkın, hatta yalnız olmayı bile dert etmeyin. Bu yeni insanlarla tanışmanın eğlenceli bir yolu olabilir. 

Yeni tanıştığınız insanlara karşı kaba sözler ya da hareketler sergilemekten uzak durun. 

Durmadan kendinize övgüler yağdırmayın, daha yeni tanışıyorsunuz. Sizden çarçabuk kaçmalarına yeter de artar bile… 

Hergün yürüyüş yapın, bir süre sonra yürüyüş yaptığınız güzergahta sık sık gördüğünüz insanlarla sohbet etmeye başladığınızı göreceksiniz. 

Bu konuyla ilgili planlar yapıp o planlara uyarak adımlar atmayın. Bu sizi koşullandırır ve doğru adımı atamazsınız. 

İnsanlara korkarak değil güvenli yaklaşmayı deneyin. Bu sayede içiniz rahat edecek ve sohbetiniz boş yere kasılmayacak. 

Fotoğraf, resim ya da heykel sergilerine gitmeye başlayın. Zamanla hem sanatı sevmeye hem de sanattan anlayan insanlarla tanışmaya başlayacaksınız. 

Merak ettiğiniz şeyleri yabancılara sormaktan çekinmeyin, örneğin resmi yapan ressam hakkında küçük bir bilgi ya da maçı izlerken aklınıza takılan bir kural. Bu sohbete başlamanızı çok daha hızlandıracak. 

Tek başınıza da olsa, şehrinizde yapılan eğlenceli etkinliklere katılın. Eğlenirken insanlarla tanışmak daha kolaylaşacaktır. 

Yaptığınız işle ilgili mutlaka konferanslar, eğitim toplantıları oluyordur. Bunlara katılıp aynı meslekteki insanlarla kolaylıkla tanışabilirsiniz. 

İş çıkışlarında direkt eve gitmek yerine bir yerde oturup çay için, insanları izleyin. Neler yapıyorlar, nelerden bahsediyorlar. Bu size tanışma seromonilerinde yardımcı olacak küçük tüyolar verebilir. 

Arkadaşlarınızın başka arkadaşlarıyla tanışmaktan çekinmeyin. Davet edildiğiniz yerlere tanıdığım kimse yok diye gitmemezlik etmeyin. Yeni insanlarla tanışmak için bundan iyi fırsat olamaz 

Tanıştığınız insanları yargılamayın, yadırgamayın. Bu sohbet etmenizi ve o insanların sizden uzaklaşmasına neden olur. 

Tanışma sonrasının nasıl gelişeceğini kurgulamaya çalışmayın, akışına bırakın. Doğal olarak ilerlesin arkadaşlığınız. 

Tanıştınız, biraz da sohbet ettiniz. Ancak sizden pek hoşlanmadığını sezinliyorsunuz, bu aşamada zorlamayın. Bir miktar uzaklaşın. Bırakın isterse o sizinle sohbet etmeye devam etsin. 

Sohbet etmeye başladınız ancak pek de dışardan göründüğü gibi değilmiş. Ne ondan uzaklaşmak için kabalaşın, ne de kendinizi mecbur hissedin. Zamanla aranıza mesafe koyun 

Okumak kültürel anlamda sizi doldurur. Bu da konuşurken rahat olmanızı sağlar. 

Asla ukala olmayı huy edinmeyin. Ukalalık genelde arkadaş edinmenize en büyük engel olur. 

Arkadaşlarınızı evinize davet edin ve onlara yemek yapın. Yemek hakkında konuşun ve arkadaşlarınıza size başka arkadaşlar da getirebileceklerini söyleyin. 

Eski eşyalarınızı satışa çıkartın. Evinizin bahçesinde ya da uygun başka bir yerde. Facebook’ta listeyi yayınlayın ve tanımadığınız bir sürü insanla güzel bir gün geçirin. 

Bir hobiniz olsun ve o hobinizle ilgili malzemeleri satın alabileceğiniz dükkanları dolaşın. Bütçeniz yoksa hiçbir şey satın almayın ama insanlarla fikir alışverişi yapın. 

Sessiz sedasız kütüphaneler yeni ilişki geliştirmek için muhteşem yerlerdir. Bir saat kitap okuduktan sonra kafeteryada vereceğiniz molada yepyeni insanlar göreceksiniz. 

Hafta sonu çıkacağınız doğa yürüyüşleri sizin gibi pek çok yeni arkadaş arayışında olanlarla tanışmanızı sağlar. 

Arkadaşlarla gideceğiniz uzun bir tatilden kısacık bir feragat edin. Tek başınıza yola çıkın. Yolda izde pek çok ilginç insanla tanışacaksınız. 

Özellikle organik pazar yerleri, bu alana ilgi duyan, yiyip içmeyi bilen insanların uğrak yeridir. Ayağınızı eksik etmeyin. 

Yeni tanıştığınız insanlarla özel hayatlarınızı konuşmaya başlamayın. Zamana bırakın ki birbirinizi tüketmeyin. 

Hayata, küçük ayrıntılara dair bir şeyler bilmek daima yeni sohbet ve arkadaşlık kapıları açar. Yeni bir şeyler öğrenmekten sakınmayın. 

Somurtan insanlarla muhabbet etmek, kötümserliklerine ortak olmak arkadaş edinmenize yardımcı olmaz. Gülümseyin ve öfkeli, önyargılı insanlardan uzak durun.